Binalarda Çatı Üstü Güneş Enerjisi Potansiyeli – Türkiye’de Çatı Üstü Güneş Enerjisi Sistemlerinin Hayata Geçmesi için Finansman Modelleri ve Politikalar

Binalarda Çatı Üstü Güneş Enerjisi Potansiyeli – Türkiye’de Çatı Üstü Güneş Enerjisi Sistemlerinin Hayata Geçmesi için Finansman Modelleri ve Politikalar

Türkiye’nin toplam nihai enerji tüketiminin yaklaşık üçte biri binalar kaynaklıdır. Çatı üstü güneş enerjisi sistemleri bu tüketimi karşılamada öne çıkan teknolojilerin başında gelmektedir. Çatı üstü güneş sistemleri ayrıca şebeke elektriğine olan ihtiyacı azaltmakta ve dağıtım kayıplarının azalmasına katkıda bulunmaktadır. Türkiye’deki farklı bina tiplerinin iklim bölgeleri bazında enerji tüketimini ve çatı üstü güneş sistemlerinin binaların enerji ihtiyacını karşılama potansiyelini değerlendiren bu rapor, birim enerji tüketimi ve çatı alanları üzerinden bu sistemlerin teknik ve ekonomik kapasitesini araştırmaktadır. Maliyet-fayda analizi ile çatı üstü güneş sistemlerinin ekonomik ve çevresel etkilerinin tartışıldığı çalışmada, bu sistemlerin yaygınlaşması için gerekli finansman araçları, politika mekanizmaları ve iş modelleri de içeriği oluşturan konular arasında bulunmaktadır.

Türkiye’deki binalarda çatı üstü güneş sistemleri için 14,9 GW’lık teknik potansiyel mevcuttur. Bu potansiyelin büyük kısmı çok haneli konutlar için bulunmakta, ticari, kamu ve sanayi binaları bunu takip etmektedir. Ekonomik potansiyel ise 4,5 GW olarak ortaya çıkmaktadır. Bu potansiyele göre binalardaki yıllık elektrik ihtiyacının yüzde 17’si çatı üstü sistemlerle karşılanabilmektedir. 6,2 milyar dolar yatırım bütçesi gerektiren ekonomik potansiyel ile yılda 300 milyon dolarlık doğal gaz ithalatının önlenebileceği hesaplanmaktadır. Konutlarda çatı üstü güneş sistemi yatırımlarının geri dönüş süreleri 14-16 yıl olarak hesaplanmış, ticari binalarda ise 4-5 yıl olarak değerlendirilmiştir. Bu sürelerin ekipman ve finansman maliyetlerindeki düşüşle birlikte ilerleyen yıllarda azalacağı öngörülmektedir.

Çatı üstü elektrik üretimini daha iyi işler hale getirmek için mevzuatın yanı sıra, finansman mekanizmaları ve iş modelleri önem arz etmektedir. Mayıs 2019’da yayımlanan mahsuplaşma yasasına göre artık gerçek veya tüzel kişiler, lisans alma veya şirket kurma yükümlülüğü olmaksızın elektrik enerjisi üretebilmekte ve ihtiyaç fazlası üretimlerini şebekeye verebilmektedir. Güncel olan mahsuplaşma mekanizmasına ek olarak, dünyada garantili satın alım tarifeleri, prim sistemleri ve net billing yöntemleri öne çıkmaktadır. Çatı üstü güneş sistemlerinin hayata geçmesi amacıyla birçok finansman mekanizması bulunmaktadır. İmtiyazlı krediler, hibeler, risk paylaşım mekanizmaları, tüketici kredileri, sigortalar ve leasing sistemleri yatırımcıları cesaretlendirecek yöntemler olarak kaydedilmektedir. İlk yatırım maliyetlerinin ve faiz oranlarının düşmesi, vergi indirimi ve finansman mekanizmalarıyla desteklendiğinde, son kullanıcılar için ülkemizde bu sistemler daha cazip hale gelecektir. Elektrik alışverişinin yönetimi ve akıllı şebekeler üzerine kurulu iş modelleri ise destekleyici mevzuatın geliştirilmesi ile birlikte yerinde üretimi daha yüksek bir ivmeye taşıyacaktır.

Nisan 2020

İlginizi Çekebilir: